Otonom Taşıt Ortamına Yasal Olarak Ne Kadar Hazırız ?

52
Görüntüleme

Yazar: İbrahim Aybar

Otomotiv endüstrisinde yeni nesil ve karbon salımını sıfırlayan taşıt teknolojilerine hızlı dönüşümü yaşamaya başladık. Geçenlerde yapılan Cop 26 toplantılarından çıkan sonuçlar, bu dönüşümün daha da hızlanacağını gösterdi.
Öte yandan yapılan tahminler 2030 yılı itibariyle yollardaki mobilitenin % 15 inin otonom hale geleceğini söylemeye başladı. Öyle ki Volkswagen Grubu Başkanı Herbert Diess , geçtiğimiz Eylül ayında IAA Mobility fuarındaki açıklamalarında bunu teyit etti.

Elbette yalnızca otonom taşıtların üretilmesi işin sadece bir boyutu. Bu taşıtları güvenli şekilde insanlığın hizmetine sunarken mobilitenin yapılacağı yolların fiziksel şartları ve hukuki altyapı yönünden de hazırlıklı olmak şart.

Avrupa Komisyonu, 2017 yılında hazırlanan çalışma programı çerçevesinde bazı adımlar attı. Bu adımlar; güvenli, Co2 salımından arınmış ve akıllı şarj üniteleri olan bir trafik düzeni hedefliyor ve nitelikli istihdamı öne çıkarıyor.

Ben bu yazımda özellikle hukuki altyapı olarak Avrupa Birliği ve ülkemiz açısından bir durum değerlendirmesi yapmak istiyorum.

Avrupa Komisyonu’nun çalışma planında yollardaki taşıma faaliyetini kapsayan 4 yasal paket söz konusu oldu. Bunlar;
1. 2020 yılından itibaren yeni otomobil ve hafif ticari taşıtlarda Co2 salımını azaltmak. Nitekim 14 Temmuz 2021 tarihli Avrupa Yeşil Mutabakatı bu konuyu hızlandıran bir etkiyi sağlamış durumda.
2. Kamu alımlarında karbon salmayan taşıtları desteklemek,
3. Karayolu, demiryolu ve denizyolu taşımalarını barındıran kombine taşımaları artırmak,
4. Uzun mesafe taşımalarında otobüs gibi toplu taşımı artırmak.

Daha sonra bu revize plana 2020 -2030 yılları arasında taşıt ve yaya trafiğini güvenli hale getirmeyi amaçlayan iki yasal çalışma eklendi.

Bunlardan birincisi karayolu taşımalarında yolcu taşıtları arası dijital veri alışverişinin güvenliği ile ilgili. İkincisi ise yük taşımalarında elektronik haberleşme sistemleri ile ilgili.

Tüm bu yasal çalışmalar, Trans Avrupa ulaşım ağını kapsayacak şekilde Avrupa Komisyonu tarafından yürütülmekte. Ancak henüz bütüncül bir yasal yapı taslağı ortaya çıkmış değil. Yine de AB üyesi ülkelerde taşıt üreticileri ve teknoloji şirketleri otonom sürüş testlerinin akan trafik içinde yapılması yetkisine sahipler. Elbette oluşabilecek bir zarar ziyan durumunda sorumluluğu almak kaydıyla.

Ülkemizdeki duruma gelince; bizde karayolu trafik akışını düzenleyen temel yasalar; Karayolları Trafik Yasası, Belediye Yasası, Büyükşehir Belediyesi Yasası ve Karayolu Taşıma yasası olarak sayılabilir.

Karayolları Trafik Yasası trafiği kullananların hak ve yükümlülüklerini tanımlaması nedeniyle, üzerinde otonom sürüş için çeşitli eklentiler yapılması gerekiyor. Bunun için belirleyici kuruluşlar İçişleri Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ na bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü olacaktır.

Karayolları Trafik Yasası’ndaki önemli maddeler, taşıtların seyir halinde verdikleri zarar ve ziyan ile ilgilidir.
Taşıtları işletenler ile yayaların hak ve sorumlulukları tanımlanmıştır. Otonom sürüşte araç işleteni kim olacaktır? Özellikle araç işleten tüzel kişilik olması durumunda nasıl bir hukuki tanım yapılacaktır? Eğer ABD’ deki yasal uygulama esas alınacaksa o zaman araç içindekilerin hukuki sorumluluk almayacağı sonucuna geliyoruz. Yine, taşıt teknolojisinden kaynaklı bir kusur nedeniyle can kaybı veya hasar meydana gelmiş ise taşıt üreticisine sorumluluk verilmesi gerekecektir.

Karayolu Taşıma Yasası yönünden baktığımızda; yolcuları veya eşyayı bir yerden bir yere götürmek üzere yetki belgesi almış olan taşıyıcı kuruluşlar yolcunun veya eşyanın güvenliğinden taşıma süresi boyunca hukuken sorumlu olacaklardır.

Belediyeler ve Büyükşehir Belediyeleri ise, yasal olarak belediye sınırları içinde yapılan taşımalarda güzergah, park yeri ve tarife belirleme yetkilerine sahip oldukları için otonom taşıma yapacak kuruluşlara ait yeni düzenlemelere gerek duyuyorlar.

Görüldüğü gibi ne Avrupa Birliğinde, ne de bizde otonom taşımayı kapsayan bir yasal ortam yok. ABD’ de ise eyalet mahkemeleri karar yetkisine sahip olsa da federal bir yasa mevcut değil. Ancak gerek AB, gerekse ABD yasal çalışmalar yönüyle bizden hayli ilerideler.

Bizim de ülke olarak gecikmeden yasalarımızı otonom sürüşü kapsayacak şekilde yeniden düzenleyecek çalışmalara başlamamızı öneriyorum. Umarım ilgili Kamu otoritelerimiz bu konuda duyarlı olurlar.