Pandemi Paylaşım Ekonomisini Nasıl Etkiliyor?

3
Görüntüleme

Yazılarımı takip eden dostlarım bilirler. Son aylarda paylaşım ekonomisi üzerinde çalışmalar yapıyor, yazılarımda bu konuyu zaman zaman işliyorum.

Pandemi öncesinde global olarak Paylaşım Ekonomisi örneklerinin hızlı büyüme gösterdiğini gözlemledik. Uber ve benzeri şirketler kara yolu yolculuklarında büyük pay almaya başladılar. Air BnB dünyanın en büyük otel markalarıyla dişe diş rekabete girdi ve önemli bir büyüklüğe ulaştı. Yiyecek paylaşımından tuvalet paylaşımına kadar bir çok  uygulama yeni start-up girişimcilerin dijital platformları ile hayata geçti. Çin ve Hindistan, kendi araç paylaşım devlerini yarattılar. İngiltere’ den ülkemize, hatta  Kenya’ ya kadar bir çok ülkede ekipman paylaşımından, stok alanları ve iş gücü paylaşımına kadar bir dizi uygulama ile tanıştık. Ülkemizde Moov By Garenta örneği, pandemi döneminde 30 yaş ve altı gençlerin kara yolu ulaşımında  ilgilerini araç paylaşımına ne kadar artırdıklarını gösteren güzel bir örnek oldu.

Bildiğiniz gibi paylaşım ekonomisi ile daha iyi hizmete daha az ödeyerek sahip olmak, atıl olan ekonomik bir varlığı kullanıma açarak gelir sağlamak mümkün oluyor. Böylece gereksiz kaynak israfı önlenirken demokratik ve çevreyi koruyan bir ekonomik model ortaya çıkıyor.

Covid 19 dünyamızın başına dert olunca ekonominin tüm kanalları gibi paylaşım ekonomisi de darbe aldı. Uber % 80 oranında iş hacmini kaybetti. 6,700 Uber işçisi işini kaybetti. Air BnB üzerinden ev kiralama işleri neredeyse durdu. 1,900 çalışanın işine son verildi.  https://www.worldpoliticsreview.com/articles/28893/what-the-coronavirus-pandemic-means-for-the-sharing-economy-business-model

Aslında Covid 19  Pandemisi ekonominin karakterini açıkça ortaya koyuyor. Girişimcilerin nasıl etkilenmekte olduğunu ve yasa düzenleyicilerinin ne yapması gerektiğini gösteriyor.

Hemen söyleyelim ki Pandemi paylaşım ekonomisi aktörlerini aynı şiddette etkilemedi. Hatta bazı örneklerde fırsatlar ortaya çıktı. Uber ve Ar BnB ciddi kayıplar yaşarken yeni start-up şirketleri doğdu. Örneğin Amazon’ un paylaşım ekonomisi bölümü Amazon Flex, Mart ayından bu yana binlerce yeni kurye ile anlaştı.Yiyecek ve içecek sektöründeki Instacard, DoorDash, Shipt gibi dağıtıcı şirketler yeni istihdam sağladılar ve işlerini büyüttüler. Serbest dolaşım yapan araç paylaşım şirketleri toplu taşıma şirketlerinden önemli pazar payları kapmaya başladılar. Amazon’un Nasdaq’ ta borsa değeri bu ay neredeyse 1,5 Trilyon ABD $ büyüklüğe ulaştı.

Dolayısıyla, Covid 19 döneminde paylaşım ekonomisine sahne olan pazarlarda alışık olmadığımız satın almalar ve birleşmeler görmemiz mümkün hale geldi. Öyle ki bir paylaşım ekonomisi şirketi, zor duruma düşmüş olan büyük bir konvansiyonel şirketi alabilir duruma gelebiliyor ve bu bir sürpriz değil.

Ancak tüm bu yeni fırsatlara karşın, paylaşım ekonomisinde çalışanlar için şartlar o kadar iyi olmadı. Paylaşım ekonomisi içinde bulunan bağımsız girişimcilerin çoğu, kendilerinin güvencesiz bir çalışma ortamı içinde olduklarını fark ettiler. Öyle ki sağlık sigortası ve emeklilik, ücretli hastalık izni gibi sosyal güvencelerden yoksun olmalarının yükü pandemi döneminde ağır şekilde ortaya çıktı. Kamu otoriteleri bu durumun yeni yasal düzenleme ile çözümü için devreye girmeye başladılar.

Sonuç olarak pandemi, paylaşım ekonomisinin kapitalist pazarların dışında olmadığını, aksine onun uç bir uygulaması olduğunu gösterdi. Ayrıca, klasik iş kollarına göre daha fazla karlılık ve verimlilik vadettiği ortaya çıktı. Yine de paylaşım ekonomisi pandemiye karşı bir bağışıklık sunmuyor. Sadece daha esnek ve hızlı toparlanma şansı sunuyor.

Gelecek yazılarımda buluşmak üzere yaklaşan Kurban bayramınızı tebrik ediyorum.

 

NOT: Yazılarımı www.otomobilhaber.com.tr üzerinden de takip edebilirsiniz.