Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Pil Üretiminde Yenilikleri Tetikliyor

3
Görüntüleme

Değerli dostlarım,

Bugünlerde sizlerle Lityum esaslı piller hakkındaki son gelişmeleri paylaşmayı tercih ediyorum. Geçen haftaki yazımda da değindim. Lityum madeninin fiyatı her geçen gün artıyor. Yeryüzündeki Lityum kaynakları da bir yandan yeni keşiflerle artsa da teknolojide kullanılan Lityum üretimi henüz yılda 240 bin ton dahi değil. Talep ise şimdiden yıllık 260 bin ton üzerine çıktı. O zaman pil teknolojilerindeki gelişme çok yakından takip edilmeye değer.

Smart-energy.com sitesinin 28 Eylül 2020 tarihli haberi, bizlere ilginç bilgiler veriyor. Habere göre, 2005 yılından itibaren pillerde ve diğer elektrik depolama teknolojilerinde sağlanan yenilikler, diğer her türlü teknolojik alanlara oranla 4 katı daha hızlı gelişme gösterdi.

Uluslararası Enerji Ajansı ( IEA) ile Avrupa Patent Ofisi’nin ortak çalışması, 2005 ile 2018 yılları arasında  elektrik depolama teknolojilerindeki patent talebinde yıllık %14 büyüme ortaya koydu.

2018 yılında 7 binden fazla patent, elektrik depolaması ile ilgili olarak yayınlandı. 2005 yılında bu sayı 1000 i biraz geçiyordu. Diğer teknoloji alanlarında büyüme oranının yıllık %3,5 civarında olduğunu belirtelim.

Az önce söz ettiğim ortak çalışma, elektrik enerji depolama alanındaki yeni patent başvurularının %90 ının pille ilgili olduğunun altını çiziyor. Bunun bir nedeni kısmen kişisel ürünlerde kullanılan Lityum-İon pillerindeki gelişmeler. Ancak asıl neden ise  son yıllarda yenilenebilir enerji teknolojileri ve elektrikli ulaşım olarak öne çıkıyor. Pillerin giderek daha çok yeniden kullanım ihtiyacı da çok net.  Elektrik depolama alanında hızla yapılan sürdürülebilir yenilikler, yatırımcıların yenilenebilir enerjiye yoğunlaşma çabalarını kanıtlıyor.

Bu ortak çalışmanın bir başka sonucu ise, Nikel Manganez Kobalt ( NMC) katod yapısının Lityum-İon piller ile ilgili en yenilikçi gelişmeyi oluşturduğunu gösteriyor. Potansiyel rakip ise  Nikel Kobalt Aluminyum Oksit ( NCA).

Elektrikli ulaşım konusunda süren rekabet; pilin ömrü, gücü, şarj ve deşarj hızı ile pilin geri dönüşebilir olup olmadığı üzerinde yeni gelişmeler sağlayacak. İlk zamanlarda aranan enerji yoğunluğu ve stabilite artık önemini kaybediyor.

Ortak çalışmadan çıkan üçüncü önemli sonuç ise, global pil teknolojisi yarışına Asya şirketlerinin liderlik ettiğini gösteriyor.  Japonya’nın Panasonic ve Toyota markaları ile Güney Kore’li Samsung ve LG özellikle öne çıkıyor. İlk 10 marka içinde Avrupa’ dan sadece Alman Bosch markasını görüyoruz.

Değer zinciri içinde diğer ülkelerin de rekabet avantajı sağlaması için aslında ortam mevcut. ABD ve Avrupa’daki yatırımcılar kendi zengin ve yenilikçi ekosistemlerine güveniyorlar. Ülkelerinde bulunan çok sayıdaki girişimciler ve araştırma merkezleri, pillerin geleceği için bu ülkelere avantaj getirebilir.

Ancak Çin’ in 2018 itibariyle Avrupa’yı yakalamış olan yenilikçilik atağı ve ABD ile kıyasıya rekabeti yakından izlemeye değer.

Elektrik enerjisinin ne kadar zor depolanabildiğini hepimiz biliriz. Ama otomotiv sektörünün önümüzdeki yıllarda vadettiği gelişmeler, bu alanda da önemli iş fırsatlarına işaret ediyor. Ne diyelim: İş bilenin, Kılıç kuşananın..

Gelecek yazılarımda buluşmak üzere,

NOT: Yazılarımı otomobilhaber.com.tr üzerinden de okuyabilirsiniz.